Pandemide Psikoterapi


Nancy McWilliams

Geçen ay Sicilya’da olmayı ve İtalyan meslektaşlarımla kişilik bozukluğu teşhisi konmuş hastalar için psikoterapiden bahsetmeyi ummuştum. Bunun yerine kendimi Amerika’daki evimde karantina altında, kendi hastalarımla telefon ve internet vasıtasıyla “buluşur” buldum. Bu şartlar altında terapötik olmaya devam etmek mümkün olsa da, bu bir yandan talepkâr bir durum da.

Elektronik bağlantının bazı olumlu tarafları var; örneğin hastalarım bana yaşam alanları, bebekleri, köpekleri ve daha önce hakkında konuştuklarını yalnızca işittiğim yaşamlarının diğer kısımlarını gösterdiler. Ne var ki insanın günün büyük bölümünde bir ekrana gözlerini dikmesi tuhaf biçimde yorucu. Meslektaşlarım da benim teleterapinin kendine özgü taleplerine istinaden hissettiğim aynı tükenmişlikten şikâyet ediyor.

Bu şartlar altında psikoterapinin kendisi farklı hissettiriyor. Hastalarımın tedavi aramaktaki asıl nedenleri ne olursa olsun, konuştukları temel konu korona virüsü.

Her seans hastalarımın sağlığıma ilişkin soruları ve kendi fiziksel durumlarıyla önemsedikleri kişilerin durumu hakkındaki raporlarıyla başlıyor. Daha evvel sağlığıma ilişkin sorulara hastanın bu merakına dair soruşturmalarla karşılık verebilecek olsam da, şimdi hastaya nasıl olduğumu söylemenin temel bir nezaket meselesi olduğunu hissediyorum. Benim iyi olmaya devam ettiğim yönünde bir güvenlik hissi duymaksızın başka konulara geçemiyorlar. Koronavirüs işimi bana daha karşılıklı sohbete dayalı, daha yakın ve benimle hastalarım arasındaki gerçekçi bağlılıkları daha fazla ortaya koyan bir şey olarak hissettirmeye başladı.

Benim için psikolojik olarak başa çıkması en güç şey, korona virüsü korkusunun nevrotik bir kaygı ve bu virüsün verdiği zarara ilişkin kederin nevrotik depresyon olmaması gerçeği oldu. Gerçekçi korku ve kayıp hastaların kendi şahsi tetikleyicileri ve kırılganlıklarıyla karmaşıklaştırıldığında onlara yardımcı olabilirim ama gerçeklikte temellenen duygusal acıyı azaltamam. Bunun yerine gerçekçi korku ve başa çıkılamaz bir kedere tanıklık ediyorum. Özellikle de başkalarının onların hissettiklerini işitmeye dayanamadığını hissedenler için bu bir nevi avuntu sağlıyor. Hastalarıma ayrıca kendilerini güvende tutmaları konusunda sahip olduğum en iyi bilgiyi de vermeye çalışıyorum. Gerçekçi korkular söz konusu olduğunda, kendiliği korumaya yönelik gerçekçi önemler en iyi “tedavi”dir.

Klinik deneyimlerim bana bütün insanların en derin düşlemlerinden birinin, bir yerlerde olan biteni onarabilecek tümgüçlü, tümbilir bir Öteki’nin var olduğuna duyulan inanç olduğunu öğretti. Bu düşlemin gücünün ilk kez farkına varmam, iki yaşındaki kızımın yağmuru durdurmadığım için geniş çapta bir öfke nöbeti geçirmesiyle oldu. Bazı hastaların, hayali güçlü bir annenin ne kadar acı çektiklerini görmesini sağlamak için yaşamları boyunca kullandıkları duygusal bir şablonları vardır çünkü böylece anne muhtemelen müdahale edip onları kurtaracaktır. Hastalar bu şablonu psikoterapiye getirir ve seanslar boyunca acılarını derinlemesine işler, terapistlerinin gerçekliğin kusurlu insanları ve natamam doyumlarından tat alabilmeleri için ideal bir ebeveyne yönelik isteklerinden vazgeçip buna üzülmeleri gerektiğini görmelerine yardımcı olma çabalarına direnirler. Terapistlerdeyse bizi genellikle bu mesleğe sevk etmiş olan bu düşlemin muadili, her hastaya kusursuz bir zihinsel sağlık getirebilen tümgüçlü bir kurtarıcı olmayı içerir. Kariyerlerimiz süresince şayet bu düşlemi hafifletmezsek, yıkıcı biçimde öz eleştirel, engellenmiş ve gerçekçi biçimde sunduğumuz yardımdan gurur duyamaz oluruz.

Dünyanın iyiliksever, üstün ötekilerin elinde olmayıp bizler gibi kusurlu, kırılgan insanlarca idare edilmesi esasen korku vericidir. Azimli herhangi bir psikoterapi sürecinde, hasta ve klinisyen bu gerçeklikle hem bilişsel hem de duygusal olarak yüzleşir. Bir pandemideyse bu süreç, iki taraf da kusursuz bir ebeveyne bağlı olma düşlemlerinde teselli aramanın cazibesine kapılırken önemli bir yer edinir. Psikoterapi zorlu gerçeklerle yüzleşmeyi içerir. Büyük bir ölçekte terapistler gibi, hakikati algılayıp anlatan liderler gerçekliğe direnç gösteren, kendilerine ilişkin tümgüçlülük düşlemlerini sürdürmeye ve halka yalanlarla güvence vermeye çalışan liderlere kıyasla felaketlere karşı daha iyi yanıtlara esin kaynağı olurlar.

Kanımca terapist olarak yapabileceğimiz tek şey, ülkelerimiz COVID-19’la nasıl başa çıkıyorsa olursa olsun, durumun şu an duygusal açıdan ne kadar zor olduğu hususunda dürüst olmak. Hastalara, karantina altındayken dahi sunabileceğimiz başlıca rahatlık korkutucu, acı verici bir gerçekliğin savunmacı çarpıtmalarından sakınan biriyle yakın temastır. Bu hizmet tümgüçlü kurtarıcılar olma düşlemlerimizi karşılamanın yakınından bile geçmez ama yine de değerli bir şeydir.

5 Nisan 2020

Yazan: Nancy Mc Williams

Kaynak: https://www.linkedin.com/pulse/paper-nancy-mcwilliams-psychotherapy-pandemic-frenis-zero