Korunaklı alanımız tehlikede mi, yoksa korunaklı alanımız bir tehlike mi ?

En son güncellendiği tarih: May 7


Lisa Werthmann-Resch

Birer vatandaş ve psikanalist olarak hepimiz Covid-19 pandemisinin yol açtığı değişiklik ve sonuçlardan dolayı endişeliyiz. Söz konusu bu değişiklikler psikanaliz derneklerimize ve danışma odalarımıza da sirayet etti. Bu değişiklik ve sonuçlar konferanslarımızın ve komite toplantılarımızın planlanmasında, adaylarımızın eğitimlerinin ilerleyişinde etkili oldukları gibi gözetilmesi gereken hijyen şartlarındaki temas biçimine istinaden hastalarımız ve ortamı ele alma biçimimizi de etkiliyorlar.

Bu süre zarfında medya ve basın temasın azaltılması, sokağa çıkma yasağı ve karantinaya ilişkin resmi önlemlerin ekonomik, sosyopolitik ve psikolojik etkilerine işaret eden mesajları giderek daha fazla yayınlıyorlar. Medya içinde bulunduğumuz durumun ruhsal boyutlarının daha fazla farkına vardı.

Psikanalistler olarak eğitim ve kimliğimiz temelinde bize anlatılan endişeleri “üçüncü bir kulak”la dinleriz. Dış gerçekliğin etkilerince tepkili bir biçimde pekiştirilmeleri gerektiğinde dahi birey ya da grupların korkuları, kısıtlamaları, depresyonu, teslimiyeti, saldırganlığı, travmaya maruz kalışının ifadelerinin içsel içeriği üzerine derinlemesine düşünüp bunları çalışabiliriz.

Dış gerçekliğin günlük yaşam üzerinde muazzam bir etkisinin olduğu bu zamanlarda bile, psikanalitik standartlarımız –en başta da güvenilir, ağız sıkılığına dayalı psikoterapötik ikili içerisinde bilinçdışı ilişkileri anlamaya yönelik ilgi ve arzumuz- geçerli kalır. Çerçevenin koşulları ve ritüelleri kaçınılmaz biçimde değiştiğinde ve analistlerle hastalar benzer şekilde öngörülemeyen belirsizlikler deneyimlediklerinde, hastalarımızı alışılageldiği üzere sabır, akılcı bir dikkat ve kabul etmeye yönelik bir hazır olma haliyle tedavi etmek özel bir zorluk teşkil eder.

Selamlaşır ve vedalaşırken el sıkışmanın birdenbire ortadan kalkması ve diğer hijyen önlemleri, analist ve hasta arasındaki bilindik iletişim ve karşılaşma alanını değiştirir. Aslında bir sığınak olan bu alan artık hastanın analiste ya da analistin hastaya hastalık bulaştırabileceği bir tehlikeli bölge olarak deneyimlenebilir. Gerçeklik düzleminin ötesinde, bu “bulaşma korkusu”nun aktarım ve karşıaktarımdaki bilinçdışı katmanı incelenebilir. Enfeksiyon riskinin gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesinde önemli bir koruyucu işlevi olan gerçekçi korku, örneğin gizli bir bilinçdışı çatışma ya da bilinçdışı narsisist dinamikler nedeniyle akıldışı korkuların ve bunlara ilişkin savunma biçimlerinin artmasına yol açabilir. İç belirsizlik ve iç yayılma tehlikesinden kaçınmak için kişinin kendine sınırlar koyması süreçleri artabilir.

Artık pek çok pratikte dijital ayarlamalar yoluyla kullanılan analistin ve hastanın tedavi odasında birbirinden ayrılması ayrıca özel bir düşünme tavrı gerektirir. Bazı hastalar terapi odasındaki alışıldık duyusal-kişisel temas yerini videoyla yürütülen danışma saatlerine bıraktığında, bu duruma zaman ve mekana istinaden süreksizlik hisleri ve korunmaya yönelik artmış bir ihtiyaçla tepki verirler.

Diğer meslektaşlarımız, hastalarını belirtilmiş hijyen koşullarına uygun olarak danışma odalarında görmeye devam etme kararı alır.

Kişinin kendisinin ve bir başkasının fiziksel zafiyetiyle yüzleşmesi, kimi zaman tedavide kaygı savunmasının artmasına yol açabileceği gibi aynı zamanda megalomanin askıya alınması ve kırılganlıkla sonu olmanın veçhelerine ilişkin bir anlayışı da beraberinde getirebilir.

Pek çok hasta için eyleme geçme ve neler olup bittiğini etkileme yetilerine duydukları güven sarsıldı. Arkaik korku ve düşlemler halihazırda yeniden canlanıyor olabilir. Öte yandan doğru ve yanlışa karar veren güçlü bir figür için duyulan arzu yoğunlaşıyor.

Bazı başka hastalarda, özellikle de daha genç olanlarda bağımlılık ve teslimiyete ruhsal bir geri çekilme var. Bu genellikle kendi kimlik oluşumları için çok önemli olan akran gruplarının halihazırdaki kaybı nedeniyle otonomiye yönelik kendi çabalarına istinaden gerçekleşir.

Temas davranışlarındaki değişiklikler ve bunların etkileri ayrıca süpervizyon alanlarla eğitim analizanları ve onların süpervizörleriyle eğitim analistleri arasındaki ilişkilerde de çöze çarpar.

Mevcut gelişmeler ve pandemiğe dair her gün değişen risk değerlendirmeleriyle birlikte, belirsizliklerle tek başına bırakılmaya dair giderek artan bir rahatsızlık ve endişe söz konusudur.

Bütün bunlar gerçek tehditlerin analitik düşünme ve çalışmanın alanını ihlâl etmesinin veçheleridir.

Yürüttüğümüz çalışmayla ilgili olarak, uzaktan analiz, travma araştırmaları, psikosomatik gibi konulara ilişkin derinlemesine düşünme süreçleri de dahil olmak üzere gerek bu konular gerekse mevcut Korona krizinin diğer veçheleri hakkında meslektaşlar olarak birbirimizle fikir alışverişinde bulunmaya ihtiyacımız var ve bu bunu yapabilmek için Uluslararası Psikanaliz Birliği’nin (IPA) web sitesine sahip olduğumuz için minnettar olabiliriz.


https://www.ipa.world/IPA/en/News/coronavirus.aspx

Lisa Werthmann-Resch Alman bir psikanalist ve Alman Psikanaliz Derneği’nin Başkan Yardımcısıdır.


Almanya’nın güneyindeki Freiburg’da doğmuş olan Werthmann-Resch, Mainz ve Frankfurt’taki üniversitelerde psikoloji okumuştur. Eğitiminin ardından Marburg’daki bir çocuk ve ergen psikiyatri kliniğinde çalışmıştır. Orta Almanya’da eski, ufak bir kasaba olan Marburg o zamandan beri memleketi olmuştur.

Werthmann-Resch, Giessen’de bulunan psikanalitik ve psikoterapötik Horst-Eberhard-Richter Enstitüsü’nde psikanalist, çocuk ve ergen psikoterapisti olarak eğitim almıştır. Horst-Eberhard-Richter Enstitüsü’nde Enstitü Başkan Yardımcılığı yapmaktadır ve yerel eğitim komitesinin başındadır.

20 yıldır özel muayenehanesinde yetişkinler, çocuklar ve ergenler için psikanalist ve psikoterapist olarak çalışmaktadır.


Lisa’nın psikanalitik film yorumu, kurumsal bölünme süreçleri ve “görme ve görülme”nin psikodinamiği üzerine yayınları vardır.


Kaynak: https://www.ipa.world/IPA/en/News/sheltered_space_at_risk.aspx